Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮡ

ﱉ

Surah Header

ﮡ

ﭦﭛﭣﭤ
ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ١ ١
ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ
ﭣ ٢ ٢
ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ
ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ
ﭵ ٣ ٣
ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ
ﭿ ﮀ ﮁ ٤ ٤
ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ
٥ ٥
ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
٦ ٦
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ٧ ٧
ﮬ ﮭ ﮮ
ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ٨ ٨
ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ٩ ٩

ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ١٠ ١٠
322
سورة الأنبياء Ayetler 0 - 1

ٱقۡتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِي غَفۡلَةٖ مُّعۡرِضُونَ ١

Kıyametin yakın olduğunu bilen bir kimse emelini kısa tutar. Tevbeyle gönlü hoşnut olur. Dünyaya meyletmez. Elinden giden şey sanki (öncesinden) hiç yokmuş gibi olur. Her gelen yakın olur. Ölüm katiyen gelecektir. Her insanın ölümü, kendi kıyametidir. Kıyamet ise geçen zamana nispetle yakındır. Dünyadan kalanlar, elden gidenlere nispetle daha azdır. (Kurtubî, 14/171.)
Soru: Neden Yüce Allah bizlere kıyametin yakın olduğunu hatırlatmaktadır. Bunun mümin üzerindeki etkisi nedir?

سورة الأنبياء Ayetler 0 - 3

لَاهِيَةٗ قُلُوبُهُمۡۗ

Gaflet içinde... Yani vasıfları zikredilen bu kimseler Kur’ân’ı ancak bir oyun içinde, kalpleri gafil hâlde dinlerler; hükümlerini düşünmezler. Yüce Allah’ın içine yerleştirdiği ve aleyhlerine hüccet olan (âyetleri) tefekkür etmezler. (Taberî, 18/410.)
Soru: Kur’ân-ı Kerim’i düşünmeyen kimseler hangi vasıfla nitelenirler?

سورة الأنبياء Ayetler 0 - 7

فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧

Öğretmek ve bildikleri konularda cevap vermek kendilerine farz olduğu için onlara sorulması emredilmiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 519.)
Soru: Toplumların âlimler ve ilim talebelerinin üzerindeki hakları nelerdir?

سورة الأنبياء Ayetler 0 - 7

فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧

Özellikle zikir/ilim ehline sorulmasının emredilmesiyle, bilgi sahibi olmadığı bilinen kimselere sorulması yasaklanmakta ve böyle bir kimsenin de bu işe kalkışması da yasaklanmaktadır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 519.)
Soru: Hüccet, ancak kendisinde belirli bir vasıf olan kimseye sorulan soru ile ikame olur. Bu vasıf nedir?

سورة الأنبياء Ayetler 0 - 7

فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ ٧

Avamın, ilim adamlarını taklit etmekle yükümlü olduğu ve Yüce Allah’ın (فسئلوا) “sorunuz” buyruğunda kastedilen kimselerin âlimler olduğu noktasında ilim adamları ihtilaf etmemişlerdir. (Kurtubî, 14/179.)
Soru: İlmi olmayan kimseye düşen şey nedir?

سورة الأنبياء Ayetler 0 - 10

لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ كِتَٰبٗا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠

(ذكركم) “sizin için öğüt,” yani onda sizin şerefiniz ve onurunuz vardır. Keza o, yükselip yücelmenize sebeptir. Ancak tüm bunlar, almanız gereken öğüt ve ibretleri almanız ve Kitabın ihtiva ettiği doğru haberlere inanarak emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmanızla olur. İşte o zaman dereceniz yükselir ve şanınız yücelir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 519.)
Soru: Ne zaman bu Kitap bizim şerefimize, izzetimize ve yükselmemize sebep olur?

سورة الأنبياء Ayetler 0 - 10

لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ كِتَٰبٗا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠

(كِتَابًا) “kitap” lafzının nekire gelmesi, tâzim içindir. Bununla kendisinde iki büyük özelliği topladığına işaret vardır ki bunlar, hidâyet kaynağı olan bir kitap olması ve Rasûlullah ﷺ için, hiç kimsenin bir benzerini getirmeye güç yetiremediği bir mûcize olmasıdır. (İbn Âşûr, 17/22.)
Soru: Âyet-i kerîmede (كِتَابًا) “kitap” lafzının nekire gelmesindeki fâide nedir?