Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮝ

ﱇ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ
ﭜ ٢٨ ٢٨
ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ٢٩ ٢٩
ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ
ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ٣٠ ٣٠
ﭺ ﭻ
ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ
ﮇ ﮈ ٣١ ٣١
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ
ﮒ ٣٢ ٣٢
ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ
ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ
ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ٣٣ ٣٣
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ
ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ
ﯠ ٣٤ ٣٤
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ
ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ٣٥ ٣٥
ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ
ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ٣٦ ٣٦

ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ
ﰍ ﰎ ٣٧ ٣٧
ﰐ ﰑ ﰒ ﰓ ﰔ ﰕ ﰖ ٣٨ ٣٨
285
سورة الإسراء Ayetler 0 - 29

وَلَا تَجۡعَلۡ يَدَكَ مَغۡلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبۡسُطۡهَا كُلَّ ٱلۡبَسۡطِ فَتَقۡعُدَ مَلُومٗا مَّحۡسُورًا ٢٩

(ولا تجعل يدك مغلولة الى عنقك) “Elini boynuna bağlı kılma” ifadesi, ileri derece cimrilikten mecazdır. Sanki cimri olan kişi elini, vermekten hapsedip boynuna bağlamış gibidir. (ولا تبسطها كل البسط) “büsbütün de onu açıp:” Bu da ileri derece cömertlikten mecazdır. Yüce Allah iki uç taraftan da nehyetmiş ve ikisi arasında orta yolu takip etmeyi emretmiştir. Şu âyetinde olduğu gibi: “Onlar, harcadıkları zaman ne israf ederler ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.” (Furkân, 25/67.)- (İbn Cüzeyy, 1/486.)
Soru: Yüce Allah İslâm şeriatını vasat (orta yollu) kılmıştır. Buna bir misal getir.

سورة الإسراء Ayetler 0 - 30

إِنَّ رَبَّكَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرٗا ٣٠

Kimin zenginliği, kimin fakirliği hak ettiğini pek iyi bilen ve görendir. Zira kullardan kimisi vardır ki onu ancak fakirlik ıslah eder. Şayet zenginleşirse dinleri fesada uğrar. Yine kullardan kimisi de vardır ki onu da ancak zenginlik ıslah eder. Şayet fakirleşirse dini ifsada uğrar. Bununla beraber bazı insanlar için zenginlik istidrâc olurken, fakirlik de ceza olabilir. Biz her iki durumdan da Allah’a sığınırız. (İbn Kesîr, 3/37.)
Soru: Bu âyet-i kerîmenin (الخبير) “el-Habîr” ve (البصير) “el-Basîr” sıfatlarıyla bitmesinin sebebi nedir?

سورة الإسراء Ayetler 0 - 31

وَلَا تَقۡتُلُوٓاْ أَوۡلَٰدَكُمۡ خَشۡيَةَ إِمۡلَٰقٖۖ

Bu âyet-i kerîme Yüce Allah’ın, kullarına karşı, babanın çocuğuna olan merhametinden daha merhametli olduğunu göstermektedir. (İbn Kesîr, 3/37.)
Soru: Kim sana daha merhametlidir; Rabbin mi, yoksa anne-baban mı? Neden?

سورة الإسراء Ayetler 0 - 32

وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ

Zinaya yaklaşmaktan nehyedilmesi, direkt işlemekten nehyedilmesinden daha beliğ bir yasaklamadır. Çünkü böyle bir nehiy zinaya götürecek tüm sebep ve etkenlerden nehyi de kapsar. Zira kim yasak bir bölgenin çevresinde dolaşacak olursa o yasağın içine düşmesi beklenir. Özellikle nefsin çok güçlü bir şekilde kışkırttığı bu günah için bu böyledir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 457.)
Soru: (ولا تقربوا ٱلزنى) “Zinaya yaklaşmayın” ile “zina etmeyin” arasındaki fark nedir ve hangisi nehiyde daha beliğ ve etkilidir?

سورة الإسراء Ayetler 0 - 32

وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةٗ وَسَآءَ سَبِيلٗا ٣٢

Yüce Allah zinayı ve çirkinliğini; (انه كان فاحشة) “o bir hayâsızlıktır” şeklinde nitelendirmektedir. Yani bu iş şeriata, akla ve fıtrata göre çirkin kabul edilen bir iştir. Çünkü bu hem Yüce Allah’ın hakkını çiğnemeye cüret etmedir hem kadının hem de ehlinin veya kocasının ırzına/namusuna yönelik bir saldırıdır. Yine bu aile hayatının ifsad olması, neseplerin karışması ve benzeri birçok fesadın da sebebidir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 457.)
Soru: Zinanın hayâsızlık vasfını hak etmesinin sebepleri nelerdir?

سورة الإسراء Ayetler 0 - 36

وَلَا تَقۡفُ مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌۚ إِنَّ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡبَصَرَ وَٱلۡفُؤَادَ كُلُّ أُوْلَٰٓئِكَ كَانَ عَنۡهُ مَسۡـُٔولٗا ٣٦

Bu büyük ahlâkî bir edep, aynı zamanda önemli aklî bir ıslahtır. Akla gelen düşünceleri birbirinden ayırt etmeyi ümmete öğretir. Şöyle ki: Onun nezdinde artık kesin olarak bilinen ile zan ve kuruntu niteliğinde olan bilgiler karışık hâle gelmez. (İbn Âşûr, 15/101.)
Soru: Âyet-i kerîme ahlâkî bir edebe ve aklî bir ıslaha irşad etmiştir. Bunu açıkla.

سورة الإسراء Ayetler 0 - 37

إِنَّكَ لَن تَخۡرِقَ ٱلۡأَرۡضَ وَلَن تَبۡلُغَ ٱلۡجِبَالَ طُولٗا ٣٧

Yani senin gücün bu hadde varmaz. Bilakis sen âciz bir kulsun. Altından ve üstünden kuşatılmışsın. Kuşatılan ise hapsedilmiştir ve zayıftır. O yüzden büyüklenmek sana yaraşmaz. (Kurtubî, 13/83.)
Soru: Neden zayıf kula büyüklenmek yakışmaz?