Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮎ

ﰹ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ
ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ١٣٥ ١٣٥
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ
ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ
ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ١٣٦ ١٣٦

ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ
ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ
١٣٧ ١٣٧
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
ﮤ ١٣٨ ١٣٨
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ١٣٩ ١٣٩

ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ
ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ١٤٠ ١٤٠
ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ
ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ١٤١ ١٤١
21
سورة البقرة Ayetler 0 - 136

قُولُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ

Yani dilleriniz ile kalpleriniz uyuşacak şekilde “iman ettik” deyin. İşte bu, sevap ve mükâfatın celbine sebep olan sözdür. Nasıl ki itikat/iman etmeden sadece dil ile söylemek nifak ve küfür ise, aynı şekilde -kalbî- amelden arınmış bir söz de tesirini kaybetmiş, faydası az olan bir sözdür. Tefsîru’s-Sa‘dî, 67.
Soru: “İman”dan kasıt sadece dil ile söylemek midir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 136

قُولُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبۡرَٰهِۧمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَمَآ أُوتِيَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِيَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ

Burada Allah’a imanı takdim etti, yani öncelikle Allah’a imanı beyan etti. Çünkü o (Allah’a iman) hak şeriatların hiçbirinde değişmez. Sonra bu imana, şeriatlarda indirilen hükümlere iman etmeyi atfetti. İbn Âşûr, 1/739.
Soru: Allah’a imanı, neden şeriatlarda indirilen hükümlere imana takdim etti?

سورة البقرة Ayetler 0 - 136

وَمَآ أُوتِيَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمۡ

Bu, dünya ve âhiret saadetinin bağlı olduğu hakiki ihsanın dinin ihsanı olduğuna delâlettir. Zira Allah  enbiyaya verilen mala-mülke iman etmemizi değil, bilakis onlara verilen kitaplara ve şeriatlara iman etmemizi istedi. Tefsîru’s-Sa‘dî, 68.
Soru: Allah’ın ihsanlarından en fazla nasiplenenler kimlerdir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 137

فَإِنۡ ءَامَنُواْ بِمِثۡلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهۡتَدَواْۖ وَّإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا هُمۡ فِي شِقَاقٖۖ فَسَيَكۡفِيكَهُمُ ٱللَّهُۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ١٣٧

(فسيكفيكهم) “Onlara karşı Allah sana yeter:” Bu, doğruluğu ispat edilen bir vaaddir. Benî Kureyza’yı öldürdü, Benî Nadr’ı defetti. Bunun dışında da birçok yerde Allah, Nebîsine ﷺ yetti. İbn Cüzeyy, 1/85.
Soru: Yüce Allah’ın, kâfirlerin eziyetine karşı Nebîsine ﷺ kâfi geldiği üç yeri beyan et..

سورة البقرة Ayetler 0 - 138

صِبۡغَةَ ٱللَّهِ وَمَنۡ أَحۡسَنُ مِنَ ٱللَّهِ صِبۡغَةٗۖ وَنَحۡنُ لَهُۥ عَٰبِدُونَ ١٣٨

Yani Allah’ın boyasına boyanın ki bu boya, O’nun dinidir. Zâhirî ve bâtınî bütün amellerle ve her vakitte inanç esasları ile onu yerine getirin ki bu boya, sizin vasıflarınızdan bir vasıf olsun. Vasıflarınızdan bir vasıf olması ise, O’nun emirlerine isteyerek, severek ve kendi tercihinizle boyun eğip itaat etmenizi gerektirir. Ve boyanın elbise için bir sıfat olması misali din (İslâm) de sizin için bir tabiat hâline gelir. Böylelikle sizin için dünyevî ve uhrevî saadet gerçekleşmiş olur. Tefsîru’s-Sa‘dî, 68.
Soru: Din neden “boya” olarak isimlen­­di­ril­miştir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 139

وَنَحۡنُ لَهُۥ عَٰبِدُونَ ١٣٨

Saîd b. Cübeyr  dedi ki: “İhlâs, kişinin dinini ve amelini Allah’a has kılmasıdır. Dininde O’na ortak koşmaması ve ameliyle gösteriş yapmamasıdır.”
Fudayl b. İyâz  dedi ki: “İnsanlar için ameli terk etmek riyadır, insanlar için amel etmek ise (küçük) şirktir. İhlâs ise Allah’ın seni bu ikisinden korumasıdır.” el-Beğavî, 1/113.
Soru: Allah’a karşı ihlâslı olmanın hakikati nedir?

سورة البقرة Ayetler 0 - 141

تِلۡكَ أُمَّةٞ قَدۡ خَلَتۡۖ لَهَا مَا كَسَبَتۡ وَلَكُم مَّا كَسَبۡتُمۡۖ وَلَا تُسۡٔلُونَ عَمَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٤١

Âyet tehdit ve korkutma içerdiği için Yüce Allah âyeti burada tekrar zikretmiştir. Yani o peygamberler imamlıklarına ve faziletlerine rağmen kazandıkları ile mükâfatlandırılacaklar ise siz kazandıklarınızla karşılık görmeye daha evlasınız. Kurtubî, 2/425.
Soru: Bu âyet daha önce 134. âyette zikredilmişken burada neden tekrar zikredilmiştir?