Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮓ

ﱁ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ
ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ
ﭦ ﭧ ٨٨ ٨٨
ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ
ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ
ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ٨٩ ٨٩
ﮘ ﮙ
ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ
٩٠ ٩٠
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ٩١ ٩١ ﮬ
ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ٩٢ ٩٢
ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ
ﯫ ٩٣ ٩٣
ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ
ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ٩٤ ٩٤
ﯻ ﯼ
ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ
ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ٩٥ ٩٥
162
سورة الأعراف Ayetler 0 - 88

قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ

Âyette zikri geçenler kavmin erkânları ve ileri gelenleridirler. Onlar ki hevâlarına tâbi olmuş ve lezzetlerle oyalanıp durmuşlardır. Onlara hak gelip de bu, aşağılık hevâlarına uymadığında o hakkı reddettiler ve ona karşı kibirlendiler. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 296.)
Soru: Nimetlerle aldanmak nasıl küfre sebep olur?

سورة الأعراف Ayetler 0 - 88

قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ لَنُخۡرِجَنَّكَ يَٰشُعَيۡبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَكَ مِن قَرۡيَتِنَآ أَوۡ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَاۚ قَالَ أَوَلَوۡ كُنَّا كَٰرِهِينَ ٨٨

Birilerinin zorlamasıyla dine bağlılık göstermek dindarlıktan asıl istenilen gayeyi getirmez. Dindarlık; nefis tezkiyesi, hakkın askerlerini çoğaltmak ve istenen ıslahatı temin etmektir. (İbn Âşûr, 9/7.)
Soru: Birilerinin zoruyla dini yaşamak arzu edilen meyveleri vermez. Bunu âyetten yola çıkarak açıkla.

سورة الأعراف Ayetler 0 - 91

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلرَّجۡفَةُ

Yüce Allah burada, onların Şuayb’ı u ve arkadaşlarını sarstıkları ve yurtlarından çıkarmakla tehdit ettikleri gibi kendilerini (daha çetin) bir sarsıntının yakalayıverdiğini haber vermektedir. (İbn Kesîr, 2/223.)
Soru: Medyen halkına azap edilmesi ile onların Şuayb’a u karşı tutumları arasındaki münasebet nedir?

سورة الأعراف Ayetler 0 - 92

ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ شُعَيۡبٗا كَأَن لَّمۡ يَغۡنَوۡاْ فِيهَاۚ

Yani kendilerine azap uğradıktan sonra (Şuayb) Peygamber’i ve arkadaşlarını çıkarmak istedikleri yurtlarda hiç ikamet etmemiş gibiydiler. (İbn Kesîr, 1/223.)
Soru: Bu âyet ışığında “Ceza, amelin cinsindendir” kaidesini açıkla.

سورة الأعراف Ayetler 0 - 93

فَكَيۡفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوۡمٖ كَٰفِرِينَ ٩٣

(آسى) “acırım,” yani üzülürüm. (Kurtubî, 9/287.)
Soru: Kâfirlerin helâkinden dolayın üzülmek mümin âdetinden midir?

سورة الأعراف Ayetler 0 - 94

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِي قَرۡيَةٖ مِّن نَّبِيٍّ إِلَّآ أَخَذۡنَآ أَهۡلَهَا بِٱلۡبَأۡسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمۡ يَضَّرَّعُونَ ٩٤

Yüce Allah’ın, -bu ve bunun dışındaki Kur’ân âyetlerinin işaret ettiği ve dinler tarihinin de şahitlik ettiği üzere- köy ve çöl gibi yerlerin haricinde sadece ülkeleri mahsus kılması, Yüce Allah’ın peygamberleri göndermesinden kastının, muhtelif grupların bir araya gelmesiyle bozguna uğrayan medeniyet sahiplerine iyiliği yayması olduğunu haber vermektedir. Çöl ehlinin de herhangi bir ülkeye katılması ve kentsel ihtiyaçlarında yakın ülkelere sığınmaları kaçınılmazdır. (İbn Âşûr, 9/16.)
Soru: Yüce Allah’ın, peygamberleri köy gibi küçük kasabalara değil de sadece ülkelere göndermesindeki hikmeti açıkla.

سورة الأعراف Ayetler 0 - 95

ثُمَّ بَدَّلۡنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلۡحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَواْ وَّقَالُواْ قَدۡ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٩٥

(ثم بدلنا مكان ٱلسيئة ٱلحسنة) “Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik,” yani her iki durumda da kendilerini denemek için darlığı ve sıkıntıları bolluk ile değiştirdik. (حتى عفو ا) “nihayet çoğaldılar,” yani sayıca ve mallar ile çoğaldılar. (قد مس آباءنا الضراء و السراء فاخذناهم بغتة وهم لا يشعرون) “ve, ‘Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı.’ dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık.” Yani, bu daha önce atalarımızın başına gelmişti de onlara bir zarar vermemişti. Bu durum da kasten ve tercih sonucu değil tesadüfen meydana gelmiştir. (İbn Cüzeyy, 1/360.)
Soru: Yüce Allah’ın insanları hayır ve şer ile denemesinden öğüt alınmamasının sebebi nedir? Bu durum, zamanımızda gördüğümüz bazı belirtilere uyuyor mu?