Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮒ

ﱀ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ
ﭭ ﭮ ١٢٥ ١٢٥
ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ
ﭷ ﭸ ﭹ ١٢٦ ١٢٦
ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ
ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ١٢٧ ١٢٧
ﮈ ﮉ
ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ
ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ١٢٨ ١٢٨
ﮯ ﮰ
ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ١٢٩ ١٢٩

ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ
ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ
ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ١٣٠ ١٣٠
144
سورة الأنعام Ayetler 0 - 125

فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهۡدِيَهُۥ يَشۡرَحۡ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَٰمِۖ

Rabbimiz, kulları için, bir kulun saadet ve hidâyetinin alâmetini açıklayarak şöyle buyuruyor: “Kimin kalbi İslâm’a açılır, İslâm’ı iman nûruyla aydınlanır, yakîn ışığıyla hayat bulur, nefsi bununla mutmain olur, hayrı sever ve nefsi de o hayır amelini işlemede kendine boyun eğer, bunu da tat alarak kendisine ağır gelmeden yaparsa, işte bu, Yüce Allah’ın o kimseye hidâyet verdiğinin, tevfik ve dosdoğru izleme konusunda kendisine ihsanda bulunduğunun alâmetidir.” (Tefsîru’s-Sa‘dî, 272.)
Soru: Kişinin nefsinde hissettiği hidâyetin alâmeti nedir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 125

وَمَن يُرِدۡ أَن يُضِلَّهُۥ يَجۡعَلۡ صَدۡرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجٗا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي ٱلسَّمَآءِۚ

Yani o, göğe çıkmaya çalışıyormuş gibi olur. Bu da mümkün olmayan bir şeydir. İşte tıpkı bunun gibi iman etmek kendisine zor gelir. (İbn Cüzeyy, 1/285.)
Soru: Hak yoldan sapan kimse ile göğe yükselen kimse arasındaki benzerlik yönü nedir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 125

وَمَن يُرِدۡ أَن يُضِلَّهُۥ يَجۡعَلۡ صَدۡرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجٗا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي ٱلسَّمَآءِۚ

Yüce Allah kâfirin imandan kaçışını ve imanın kendisine ağır gelişini, güç yetiremediği şeyi üstlenen kimseye benzetmiştir. Tıpkı göğe yükselmeye güç yetirilememesi gibi... (Kurtubî, 9/25.)
Soru: Kendisine dalâletin yazıldığı bir kimsenin imanı kabul etmesi zor, hatta imkânsızdır. Bunu açıkla.

سورة الأنعام Ayetler 0 - 127

لَهُمۡ دَارُ ٱلسَّلَٰمِ عِندَ رَبِّهِمۡۖ وَهُوَ وَلِيُّهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٢٧

(دار السلا م) “Esenlik yurdu,” yani cennet. “Selâmet/esenlik yurdu” diye isimlendirilmesinin sebebi, oraya giren kimsenin belâlardan ve musibetlerden selâmette olmasıdır. (el-Beğavî, 2/63.)
Soru: “Selâmet yurdu”ndan kasıt nedir ve neden bu isimle isimlendirilmiştir?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 129

وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّي بَعۡضَ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٢٩

Aynı şekilde her zalimi kendisi gibi bir zalime bir dost ve idareci kılmamız bizim kanunlarımızdandır. O kendisini kötülüğe sevk edip teşvik eder, hayır konularında kendisini geri teptirir ve ondan nefret etmesini sağlar. İşte bu, Yüce Allah’ın neticesi korkunç, tehlikesi ciddi büyük cezalarındandır. Tüm bunlarda kabahat zalimindir. Bunca zarara sebep olan ve nefsine karşı cinayeti işleyen bizatihi kendisidir. Aksi hâlde (وما ربك بظلام للعبيد) “Senin Rabbin kullarına zulmedici değildir.” (Fussilet, 41/46.) Bu kanunlarımızdan biri de şudur: Kulların zulüm ve fesatları çoğaldığı ve bu (zulüm ve fesat) kendilerine farz olan ibadetleri yerine getirmekten alıkoyduğu zaman Yüce Allah üzerlerine zalim yöneticileri tayin eder ve bu zalim yöneticiler onları en kötü azaba uğratırlar. Yüce Allah’a ve kullarına karşı yerine getirmedikleri hakları onlardan katbekat fazlasıyla alırlar. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 43.)
Soru: Zalimlerin birbirlerine musallat olmasının belirtilerinden iki tanesini açıkla.

سورة الأنعام Ayetler 0 - 129

وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّي بَعۡضَ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ١٢٩

Bu zalim için bir tehdittir. Şayet zulmünden alıkoymazsa Yüce Allah başka bir zalimi kendisine musallat eder. Fudayl b. İyâd der ki: “Bir zalimin bir diğer zalimden intikam aldığını görecek olursan dur ve bu husus üzerinde hayret ederek dikkatle düşün.” (Kurtubî, 9/30.)
Soru: Yüce Allah dünyada zalimi neyle cezalandırır?

سورة الأنعام Ayetler 0 - 130

يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ رُسُلٞ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي وَيُنذِرُونَكُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَاۚ قَالُواْ شَهِدۡنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَاۖ وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَشَهِدُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰفِرِينَ ١٣٠

Âyetin mânası şudur: Şüphesiz ki sizden olan rasûller, üzerinde bulunduğunuz hatayı bildirmek ve yine üzerinde bulunduğunuz makam hakkında Yüce Allah’ın tehdidiyle uyararak kesin ve açık deliller ile geldi. Buna rağmen bu (uyarıyı) kabul etmeyip düşünerek ibret almadınız. (Taberî, 12/120.)
Soru: Cezayı gerçekleştirmeden önce suçları hatırlatmak Kur’ân’ın menhecidir. Bunu âyetten yola çıkarak izah et.