Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮑ

ﰾ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ
ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ٢٤ ٢٤
ﭢ ﭣ ﭤ
ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ
ﭯ ٢٥ ٢٥
ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ
٢٦ ٢٦
ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ
ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ
ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ٢٧ ٢٧
ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ
ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ
ﮭ ﮮ ٢٨ ٢٨
ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ
ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ٢٩ ٢٩
ﯠ
ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ٣٠ ٣٠

ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ
ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ
ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ٣١ ٣١
112
سورة المائدة Ayetler 0 - 24

قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدٗا مَّا دَامُواْ فِيهَا

Bu kıssa, ahidlerini bozduklarına dair en açık delildir. Öyle ki sûre, bu ahidlerine vefa göstermelerini talep etme üzerine bina edilerek başlamıştır. Onlardan söz aldığını şu âyette açık bir şekilde ifade etmiştir: “Andolsun, Allah, İsrâiloğullarından sağlam söz almıştı.” (Mâide, 5/12.)- (el-Bikâî, 2/428.)
Soru: Bu kıssanın, sûrenin başlangıcı ile alâkası nedir?

سورة المائدة Ayetler 0 - 24

قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدٗا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَٱذۡهَبۡ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ ٢٤

(فاذهب انت و ربك) “Sen ve Rabbin gidin savaşın.” lafzı, Allah ve Rasûlünü hafife alarak, küfrü gerektiren ibarelerle yapılmış, edepsizliğin ve isyanın son noktasıdır. Onlar nerede, Allah Rasûlü’ne, “Biz sana, İsrâiloğullarının Mûsâ’ya u söyledikleri gibi söylemeyeceğiz. Fakat sen ve Rabbin git, biz de sizinle beraber savaşacağız.” diyen sahâbîler nerede!.. (İbn Cüzeyy, 1/231.)
Soru: Âyetten yola çıkarak imtihan esnasında, insanların elinde bulunan imanın seviyelerini izah et.

سورة المائدة Ayetler 0 - 24

قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدٗا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَٱذۡهَبۡ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ ٢٤

(انا ههنا قاعدون) “biz burada oturacağız,” yani sizinle gelmeyeceğiz. Onların bu tavrı, imtihan karşısında, imanının yakînî olduğuna delâlet eden bir amel ile imanını tasdik etmeden, sadece iman iddiası ile kurtuluşu isteyenin tavrı gibidir. (el-Bikâî, 2/427.)
Soru: İmtihan ve musibetler olmasaydı, insanların hepsi mümin vasfını alırdı. Bunu âyetten yola çıkarak izah et.

سورة المائدة Ayetler 0 - 26

قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيۡهِمۡۛ أَرۡبَعِينَ سَنَةٗۛ يَتِيهُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ

Bu uzun müddetten hikmet, “sen ve Rabbin savaşın” sözünü söyleyen, kalbinde sabır ve sebatın olmadığı kimselerin çoğunun ölmesi olabilir. Çünkü onlar, düşmanlarına köle olmaya alışmış, ilerleme ve yükselme gayreti olmayan bir topluluktu. Ayrıca köleliği, mutluluğu engelleyen zilleti kabul etmeyip düşmana galip gelmeyi hedefleyen bir neslin gelmesi gerekiyordu. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 228.)
Soru: Tih Çölü’nde kırk yıl kalmalarının hikmeti nedir?

سورة المائدة Ayetler 0 - 26

قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيۡهِمۡۛ أَرۡبَعِينَ سَنَةٗۛ يَتِيهُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ

Bu, dünyevî bir cezadır. Umulur ki Allah bu sebeple günahlarını bağışlayıp daha büyük cezayı onlardan defetmiştir. Burada, günahların karşılığının, bazen mevcut nimetin elden alınması veya yok olması, bazen de nimetin meydana gelme sebeplerinin düğümlenmesi ile başka vakte ertelenmesine delil vardır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 228.)
Soru: Günahların cezası farklı farklıdır, çeşitlerini zikredin.

سورة المائدة Ayetler 28 - 29

لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقۡتُلَنِي مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطٖ يَدِيَ إِلَيۡكَ لِأَقۡتُلَكَۖ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ٢٨ إِنِّيٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثۡمِي وَإِثۡمِكَ فَتَكُونَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِۚ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُاْ ٱلظَّٰلِمِينَ ٢٩

(ي اريد ان تبوا) “Ben istiyorum ki (...) yüklenmeni,” yani bu fiilin günahını yüklenmiş olarak dönmeni; (باثمي و اثمك) “hem benim günahımı hem de kendi günahını,” yani ikimizden biri katil olacaksa senin olmanı tercih ederim ki ikimizin günahını da yüklenesin. “Ateşe atılacaklardan olasın; zalimlerin cezası işte budur.” âyeti, cana kıymanın büyük günahlardan olduğuna ve cehenneme atılmayı gerektirdiğine delildir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 229.)
Soru: Cana kıymanın hükmü nedir? Katile neyi gerekli kılar?

سورة المائدة Ayetler 0 - 30

فَطَوَّعَتۡ لَهُۥ نَفۡسُهُۥ قَتۡلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُۥ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ ٣٠

(فطوعت له نفسه قتل اخيه فقتله) “Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti,” yani nefsi, öldürme işini hafifletti, onu cesaretlendirdi ve kardeşini öldürmesini ona içten gelen, basit bir şey olarak tasvir etti. (Kurtubî, 7/416.)
Soru: Günahların (gözümüzde) hafiflemesinde ve basitleşmesinde nefsin etkisi var mıdır?