Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮖ

ﱃ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ ﭙ
ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ٧ ٧
ﭡ ﭢ
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ٨ ٨
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ
ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ
ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ٩ ٩
ﭹ ﭺ ﭻ
ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ
ﮅ ﮆ ﮇ ١٠ ١٠
ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ
ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ
ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ١١ ١١
ﮞ ﮟ ﮠ
ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ
ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ١٢ ١٢
ﯜ ﯝ ﯞ
ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ
ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ١٣ ١٣
ﯯ ﯰ
ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ١٤ ١٤
209
سورة يونس Ayetler 7 - 8

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُواْ بِٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَٱطۡمَأَنُّواْ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ ٧ أُوْلَٰٓئِكَ مَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ ٨

Hasan el-Basrî der ki: “Vallahi onlar dünyayı o kadar süsleyip yücelttiler ki Allah’ın kevnî âyetlerinden gafil kalarak dünyadan razı oldular. Artık o kevnî âyetler üzerinde düşünmezler. Keza şer‘î âyetleri üzerinde düşünüp de tâbi olmadılar. Bunların Allah’a döndürülecekleri gün varacakları yer, dünyada elde ettikleri günahlara, hatalara ve cürümlere ceza olarak cehennem ateşidir.” (İbn Kesîr, 2/389)
Soru: Dünya hayatına razı olmanın alâmetlerinden birini zikret.

سورة يونس Ayetler 0 - 7

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُواْ بِٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَٱطۡمَأَنُّواْ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنۡ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ

(و اطمانوا بها) “onunla rahat bulanlar,” yani ona meylettiler ve onu hedeflerinin son noktası ve nihaî maksatları edindiler. Bu sebeple bu uğurda koşuşturdular ve onun lezzetlerine, şehvetlerine üşüştüler. Hangi yolla olursa olsun onu elde ettiler, nerede ortaya çıkarsa hemen oraya yöneldiler. Onlar tüm iradelerini, kasıtlarını, fikir ve çabalarını oraya sarf ettiler. (و الذين هم عن اياتنا غافلون) “âyetlerimizden gafil olanlar var ya,” işte bunlar ne Kur’ânî âyetlerden ne de âfâkî ve enfusî âyetlerden faydalanırlar. Delillerden/âyetlerden yüze çevirmek bu âyetlerin işaret ettiği maksatlardan da yüz çevirmeyi gerektirir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 358)
Soru: Âyet Kur’ânî âyetlerden faydalanmanın önündeki engellerden birini saymıştır. Bu engel nedir?

سورة يونس Ayetler 0 - 9

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ يَهۡدِيهِمۡ رَبُّهُم بِإِيمَٰنِهِمۡۖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمُ ٱلۡأَنۡهَٰرُ فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٩

(يهديهم ربهم بايمانهم) “imanları sebebiyle Rableri onları erdirir,” yani imanları sebebiyle (dünyada) kendilerini istikamete veya âhirette onları cennete yönlendirir. (İbn Cüzeyy, 1/376)
Soru: Bu âyette vârit olan imanın semeresini açıkla.

سورة يونس Ayetler 0 - 9

فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٩

(في جنات النعيم) “nimet dolu cennetlerde:” Yüce Allah cenneti nimetlere izafe etmiştir. Çünkü bu cennetler eksiksiz ve mükemmel nimetleri içermektedir. Yani sevinç, neşe, mutluluk, haz, Rahmân’ın görülmesi, kelâmının işitilmesi, O’nun rızası ve yakınlığı ile büyük bir sevinç yaşamak, sevgili dostlar ile bir araya gelip hoş vakit geçirilmesi ve neşelendiren ve tesirli seslerin işitilmesi, sevince boğan manzaraların görülmesi gibi kalbî nimetler ve çeşitli yiyecek-içecekler, zevceler ve benzerleri; kimsenin bilmediği, hiç kimsenin hatırına dahi gelmeyen veya nitelendirenlerin nitelemekten âciz kalacağı daha pek çok bedenî nimet oradadır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 359)
Soru: Cennetlerin nimetlere izafe edilmesinden ne fayda elde ederiz?

سورة يونس Ayetler 0 - 10

دَعۡوَىٰهُمۡ فِيهَا سُبۡحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمۡ فِيهَا سَلَٰمٞۚ وَءَاخِرُ دَعۡوَىٰهُمۡ أَنِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ ١٠

Amellerin karşılığı verildiği o gün mükellefiyetler onlardan düşecektir. Onlara en leziz yiyeceklerden bile daha lezzetli gelen tat kalacaktır ki bu da kalpleri huzura, ruhları sevince boğan zikrullahtır. Bu, onlar için hiçbir zorluk ve meşakkat olmaksızın nefes alıp vermek kadar kolay olacaktır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 359)
Soru: Biz kıyamet gününde bu mükellefiyetlerin kuldan düşeceğini biliyoruz. O hâlde bu ibadetler müminlerden nasıl sâdır oluyor?

سورة يونس Ayetler 0 - 12

وَإِذَا مَسَّ ٱلۡإِنسَٰنَ ٱلضُّرُّ دَعَانَا لِجَنۢبِهِۦٓ أَوۡ قَاعِدًا أَوۡ قَآئِمٗا فَلَمَّا كَشَفۡنَا عَنۡهُ ضُرَّهُۥ مَرَّ كَأَن لَّمۡ يَدۡعُنَآ إِلَىٰ ضُرّٖ مَّسَّهُۥۚ

Bu âyette rahat ve bolluk zamanlarında dua etmeyi terk edip sıkıntı ve zorluk zamanlarında alelacele duaya sarılanlara kınama vardır. Müminin üzerinde olması gereken kâmil hâl, bollukta da darlıkta da Mevlâ’sına yalvarmasıdır. Şüphesiz ki bu, duanın kabulü için daha ümit verici bir hâldir. Hadiste, “Bolluk ve rahat içindeyken Allah’ı tanı ki zorluk ve sıkıntı zamanında O da seni tanısın.” (Ahmed, Müsned, 1, 307) buyrulmuştur. (Âlûsî, 11/108)
Soru: Âyet-i kerîmenin işaret ettiği bir dua âdâbını zikret.

سورة يونس Ayetler 0 - 12

كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلۡمُسۡرِفِينَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ١٢

(ما كانوا يعملون) “yapmakta oldukları,” zikirden ve dua etmekten kaçınıp şehvetlere dalma gibi yapageldikleri. İsraf ise sınırı geçmektir. Bunlar da “müsrifler (haddi aşanlar)” diye isimlendirildiler. Çünkü onlar, Yüce Allah’ın, olması gereken yere sarf etmeleri için, uğruna yaratıldıkları ilimlerde ve sâlih amellerde kullanmaları için kendilerine vermiş olduğu enerji ve duyguları -ki bunlar tek sermayeleri olmasına rağmen- olmaması gereken yerlere sarf etmişlerdir. (Âlûsî, 11/108)
Soru: İsraf malda olduğu gibi bundan daha genel durumlarda da olabilir. İsrafın genel mânasını açıkla.