Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮕ

ﱃ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ
ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ
ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ
ﭠ ﭡ ١١٢ ١١٢
ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ
ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ١١٣ ١١٣
ﭸ
ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ
ﮍ ﮎ ١١٤ ١١٤
ﮐ ﮑ ﮒ ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ
ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ
ﮢ ١١٥ ١١٥
ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ
ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ١١٦ ١١٦

ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ
ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ
ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ١١٧ ١١٧
205
سورة التوبة Ayetler 0 - 112

ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلۡعَٰبِدُونَ ٱلۡحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلۡأٓمِرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَٱلۡحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِۗ

(العابدون) “ibadet edenler,” yani Yüce Allah’a kulluk ve her daim farzları ve sünnetleri edâ etmek üzere itaati sürdürmeyle vasıflananlar. İşte bunlarla kul, âbidlerden olur. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 353.)
Soru: İnsan ne zaman “âbid” olmakla nitelendirilir?

سورة التوبة Ayetler 0 - 112

وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١١٢

İman etmek üzere indirlen din, dünya ve âhiret mükâfatlarının hepsini kapsaması için Yüce Allah (o müminlerin) kendisiyle müjdelendikleri şeyi zikretmedi. Buradaki müjde, elbette ki tüm müminleri kapsamaktadır. Ancak o müjdenin miktarına ve vasfına gelince, kuvvet ve zayıflık açısından ve gerekleriyle amel etme açısından müminlerin imanlarına göre değişiklik arz eder. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 353.)
Soru: Neden Yüce Allah kendisiyle müjdelenen şeyi zikretmemiştir?

سورة التوبة Ayetler 0 - 113

مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن يَسۡتَغۡفِرُواْ لِلۡمُشۡرِكِينَ وَلَوۡ كَانُوٓاْ أُوْلِي قُرۡبَىٰ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ ١١٣

Nebî ﷺ ve beraberinde iman edenlere düşen, razı olduğu ve öfkelendiği hususlarda Rablerine muvafakat etmeleri, Allah’ın dost edindiğini dost, düşman edindiğini de düşman kabul etmeleridir. Cehennem ehli oldukları açıkça belli olanlar için mağfiret talebinde bulunmak ise buna aykırı ve çelişkilidir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 353.)
Soru: Bu âyet üzerinden el-velâ ve’l-berâ (dostluk ve düşmanlık) akidesine dair bir şeyler açıkla.

سورة التوبة Ayetler 0 - 116

وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٖ ١١٦

Bazen insana kendi akrabalarının dışındaki kimselerin kendisine yardım etme ihtimali olunca Yüce Allah (وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير) “Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” buyurdu. Yani ancak O’nun taraftarlarını ve sevgisi ile kurbiyetine nâil olanları dost edinin. Yine bu buyrukta, sakınılması gereken şeylere girişen kimselere bir tehdit vardır. Özellikle Allah’ın düşmanlarına karşı kibar bir tavır sergileyen, hâllerini gizleyen ve açığa vuran münafıklara bir tehdit söz konusudur. Zira bunun bir adım sonrası onlarla dostluk kurmaktır ki bu, Allah’ın azabına karşı kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir. (el-Bikâî, 3/395.)
Soru: Âyet-i kerîmede sadece Allah uğrunda dostluk ve düşmanlık beslemeye işaret vardır. Bunu açıkla.

سورة التوبة Ayetler 0 - 117

لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِيِّ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ ٱلۡعُسۡرَةِ

Yüce Allah kolaylaştırmak ve sıkıntılara karşı mücadele vermeye karşı (sahâbîleri) cesaretlendirmek için zorluk anlarını ((ساعة) saat,) “güçlük zamanında” kavlinde güzel bir nükte vardır, bunu açıkla. Allah seni itaatine muvaffak kılsın.(el-Bikâî, 3/39).
Soru: Yüce Allah’ın (ساعة العسرة) “güçlük zamanında” kavlinde güzel bir nükte vardır, bunu açıkla. Allah seni itaatine muvaffak kılsın.

سورة التوبة Ayetler 0 - 117

لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِيِّ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ ٱلۡعُسۡرَةِ مِنۢ بَعۡدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٖ مِّنۡهُمۡ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّهُۥ بِهِمۡ رَءُوفٞ رَّحِيمٞ ١١٧

Şayet denilse ki: Âyetin başında; (لقد تاب ٱلله على ٱلنبي) “Andolsun ki Allah affetti.” buyurmasına rağmen neden tevbeyi tekrardan zikretti? Denildi ki: Âyetin başındaki tevbe, günahtan önce zikredilmiştir ki bu, sırf, Yüce Allah’ın fazlındandır. Ancak âyette “günah” zikredilince Yüce Allah da “tevbe”yi tekrardan zikretti. Bundan kasıt ise tevbenin kabulüdür. (el-Beğavî, 2/336.)
Soru: Âyet-i kerîmede tevbenin tekrardan zikredilmesinin hikmeti nedir?

سورة التوبة Ayetler 0 - 117

لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِيِّ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ ٱلۡعُسۡرَةِ

O gün sahâbîlerin üzerine hem öğlenin zorluğu hem azığın zorluğu hem de suyun zorluğu bir araya gelmişti. (Kurtubî, 10/407.)
Soru: Tebuk Gazvesi’nde Nebî’nin ﷺ ashabının çektiği zorluklar hangi aşamaya ulaşmıştı?