Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮕ

ﱂ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ
ﭗ ﭘ ﭙ ﭚ ﭛ ١٤ ١٤
ﭝ ﭞ
ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ١٥ ١٥

ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ
ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ
ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ١٦ ١٦
ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ
ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ﮒ
ﮓ ﮔ ﮕ ﮖ ﮗ ١٧ ١٧
ﮙ ﮚ ﮛ
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ
ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ
ﮰ ١٨ ١٨
ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ
ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ
١٩ ١٩
ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ
ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ٢٠ ٢٠
189
سورة التوبة Ayetler 0 - 14

قَٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمٖ مُّؤۡمِنِينَ ١٤

Yüce Allah din düşmanlarını kendi katından helâk etmeye kadir olmakla beraber müminlere cihadı farz kılmasındaki hikmeti beyan ederek ve müminlerin azmini arttırarak şöyle buyurmaktadır: “Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın.” (İbn Kesîr, 2/325.)
Soru: Kendi katından bir emir ile din düşmanlarını helâk etmeye kadir olmasına rağmen neden Yüce Allah cihadı farz kılmıştır?

سورة التوبة Ayetler 14 - 15

وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمٖ مُّؤۡمِنِينَ ١٤ وَيُذۡهِبۡ غَيۡظَ قُلُوبِهِمۡۗ

Bu buyruk, Yüce Allah’ın, mümin kullarına olan sevgisine ve onların hâllerine özen gösterdiğine delâlet etmektedir. Öyle ki müminlere olan sevgisinden dolayı onların kalplerinin ferahlamasını ve kalplerinden öfkenin gitmesini şeriatın maksatları arasında zikretmiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 331.)
Soru: Bu âyet-i kerîme Yüce Allah’ın mümin kullarına olan sevgisine delâlet etmiştir. Bunu açıkla.

سورة التوبة Ayetler 0 - 15

وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ١٥

Yüce Allah’ın (وٱلله عليم حكيم) “Allah bilendir, hikmet sahibidir” cümlesiyle sözü pekiştirmesi, Yüce Allah’ın insanların niyetlerine göre kendilerine muamele ettiğini ve hikmet sahibi olduğunu, dolayısıyla ancak bir hikmeti gerçekleştirmek için emir verdiğini ifade etmek içindir. Dolayısıyla O’nun emirlerini yerine getirmek insanlara dinî bir vecibe/farz olmuştur. (İbn Âşûr, 10/137.)
Soru: Âyet-i kerîmenin (وٱلله عليم حكيم) “Allah bilendir, hikmet sahibidir.” cümlesiyle pekiştirilmesinin faydası nedir?

سورة التوبة Ayetler 0 - 18

إِنَّمَا يَعۡمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمۡ يَخۡشَ إِلَّا ٱللَّهَۖ فَعَسَىٰٓ أُوْلَٰٓئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ ١٨

Yüce Allah, mescidleri imar edenlerin yalnızca Kendisinden korkan kimseler olduğunu beyan etmiştir. Yalnızca Allah’tan korkan ise ancak O’ndan ümit edip O’na tevekkül eder. Zira ümit ile korku birbirine bağlıdır. Kabirleri ziyarete gidip kabir ehline dua eden, onlara yakaran ve Allah’tan gayrısından korkup Allah’tan başkasına ümit besleyenlerin durumu ise tıpkı ilâhlarından korkup onlara ümit bağlayan müşriklerin durumu gibidir. (İbn Teymiyye, 3/327)
Soru: Mescidleri imar edenler ile türbeleri imar edenler arasındaki fark nedir?

سورة التوبة Ayetler 0 - 18

إِنَّمَا يَعۡمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمۡ يَخۡشَ إِلَّا ٱللَّهَۖ فَعَسَىٰٓ أُوْلَٰٓئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ ١٨

Yüce Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen ve Yüce Allah’a haşyet duymayan kimseye gelince, bir zanda ve iddiada bulunsa bile o, mescidi imar edenlerin ehlinden sayılmaz -ki o imar edenler mescid ehli olan kimselerdir-. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 331.)
Soru: Allah indinde makbul olan mescid imarının alâmeti nedir?

سورة التوبة Ayetler 0 - 19

أَجَعَلۡتُمۡ سِقَايَةَ ٱلۡحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ كَمَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَجَٰهَدَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ لَا يَسۡتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ١٩

Yani kendilerini imar edenlerden zannedenleri Yüce Allah şirkleri sebebiyle “zalimler” olarak isimlendirmiştir. Dolayısıyla onardıklarını sandıkları şey kendilerine hiçbir fayda sağlamamıştır. (İbn Kesîr, 2/353.)
Soru: Yüce Allah’ı birlemeyen kimsenin sâlih ameli kendisine hiç fayda sağlar mı?

سورة التوبة Ayetler 0 - 19

أَجَعَلۡتُمۡ سِقَايَةَ ٱلۡحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ كَمَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَجَٰهَدَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ لَا يَسۡتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ١٩

Bu âyet-i kerîmenin indirilmesinin sebebi şudur: Kureyş’ten bir grup insan hacılara su vermeyle ve Mescid-i Harâm’ı onarmayla övündüler. Yüce Allah da onlara, cihadın, bu yaptıklarından daha faziletli olduğunu bildirdi. (İbn Cüzeyy, 1/353.)
Soru: Bu âyet ile, amellerin sevabının/değerinin birbirinden fazla olduğuna nasıl delil getirirsin?