Kuran

Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı
Sonuç bulunamadı

ﮐ

ﰾ

ﭑ ﭒ ﭓ ﭔ ﭕ ﭖ ﭗ ﭘ
ﭙ ﭚ ﭛ ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ
ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ١٥٥ ١٥٥
ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ
ﭮ ١٥٦ ١٥٦
ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ
ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ
ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ
ﮒ ﮓ ﮔ ١٥٧ ١٥٧
ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ
١٥٨ ١٥٨
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ
ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ١٥٩ ١٥٩
ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ
ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ
ﯞ ١٦٠ ١٦٠
ﯠ ﯡ ﯢ ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ
ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ١٦١ ١٦١
ﯰ
ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ
ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ
ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ١٦٢ ١٦٢
103
سورة النساء Ayetler 0 - 155

فَبِمَا نَقۡضِهِم مِّيثَٰقَهُمۡ وَكُفۡرِهِم بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَقَتۡلِهِمُ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقّٖ وَقَوۡلِهِمۡ قُلُوبُنَا غُلۡفُۢ بَلۡ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيۡهَا بِكُفۡرِهِمۡ فَلَا يُؤۡمِنُونَ إِلَّا قَلِيلٗا ١٥٥

Yüce Allah’ın zikrettiği bu yöntem, bâtıl husumet ehliyle tartışmada en etkili yoldur. Şöyle ki: O kimseden hakkı reddetme hususunda hem kendisini hem de başkalarını şüpheye sokacak bâtıl bir itiraz geldiği zaman, o kimsenin en iğrenç hâli ve en kötü fiilleri belirtilmelidir ki bu sayede herkes bu itirazın, o rezil vadiden çıktığını ve buna birleşik olarak önceki kusurlarının da olduğunu bilsin. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 214)
Soru: Âyet, bozgunculara reddiye verme hususunda yöntemlerden birini beyan etmiştir, bunu açıkla.

سورة النساء Ayetler 0 - 157

وَقَوۡلِهِمۡ إِنَّا قَتَلۡنَا ٱلۡمَسِيحَ عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ

(قتلنا) “onu biz öldürdük” diyerek, kendileri için bu konumu iddia ediyorlardı. Ayrıca bunu, müşriklerin, “Dediler ki: ‘Ey kendisine Kur’ân indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!’” (Hicr, 15/6) sözünde olduğu gibi alaya alma ve dalga geçme bâbından yapıyorlardı. (İbn Kesîr, 543)
Soru: Âyet, Yahudilerin iki büyük günahı işlediklerini zikrediyor, onlar hangileridir?

سورة النساء Ayetler 0 - 157

وَقَوۡلِهِمۡ إِنَّا قَتَلۡنَا ٱلۡمَسِيحَ عِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمۡۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكّٖ مِّنۡهُۚ مَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينَۢا ١٥٧

Yüce Allah, onların (انا قتلنا) “Biz Meryem oğlu Mesîh’i öldürdük.” sözünü cürümlerinden biri saydı. Çünkü onlar, bu hususta yalan söylemeleriyle beraber, iftihar ederek ve cüret göstererek bu sözü söylediler. Onu (Îsâ’yı) öldürmedikleri hâlde, günahı yüklendiler. Hâlbuki onlar, Îsâ u olduğunu zannederek yüzü Îsâ’nın yüzüne benzetilen kişiyi astılar. (İbn Cüzeyy, 217)
Soru: Yahudilerin, Îsâ’yı u öldürmemelerine rağmen öldürdüklerini iddia etmelerinin, cürümlerinden biri olarak zikredilmesinin yönü nedir?

سورة النساء Ayetler 0 - 157

وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمۡۚ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكّٖ مِّنۡهُۚ مَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّۚ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينَۢا ١٥٧

(و ما قتلوه و ما صلبوه) “Hâlbuki onu ne öldürdüler ne de astılar.” âyeti, yahudilerin ve hristiyanların “O asıldı.” sözlerine bir yalanlama ve reddiyedir. Öyle ki bu olaydan dolayı çarmıha (haça) ibadet eder oldular. Onların sözleri ne kadar çelişkilidir; önce “O (Îsâ) ilâhtır veya ilâhın oğludur” deyip sonra da “O asıldı” diyorlar. (İbn Cüzeyy, 217)
Soru: Hristiyanların inançlarındaki çelişkiyi, âyetin içeriğiyle beyan et.

سورة النساء Ayetler 0 - 158

بَل رَّفَعَهُ ٱللَّهُ إِلَيۡهِۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمٗا ١٥٨

Yüce Allah, izzet sahibi olduğundan, dostlarını izzetlendirmesi, izzetinin gereğidir. Hikmet sahibi olması hasebiyle (katına) alma işini sağlam yapmıştır. Öyle ki bu olayı kâfirlere fitne, müminlere ise bilgi (aydınlanma) sebebi kılmıştır. (İbn Âşûr, 6/24)
Soru: Âyetin son kısmı ile Yüce Allah’ın “Allah izzet ve hikmet sahibidir.” kavli arasındaki münasebet nedir?

سورة النساء Ayetler 0 - 160

فَبِظُلۡمٖ مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا عَلَيۡهِمۡ طَيِّبَٰتٍ أُحِلَّتۡ لَهُمۡ وَبِصَدِّهِمۡ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ كَثِيرٗا ١٦٠

Yüce Allah, bu âyet-i kerîmede, ehl-i kitaba, önceden helâl olan temiz şeylerin çoğunu haram kıldığını haber vermiştir. Bunu; zulümleri, haddi aşmaları, insanları doğru yoldan çevirmeleri, onları hidâyetten alıkoymaları ve nehyedildikleri hâlde faiz almaları sebebiyle, “cezalandırma haramı” olarak hak etmişlerdir. Nitekim onlar ihtiyaç sahiplerine alışverişlerinde adâletli davranmadıkları için, Yüce Allah yaptıkları amelin cinsinden cezalandırarak, temiz olması hasebiyle helâl olan birçok nimeti onlara yasaklamıştır. Bu ümmete haram kılınanlar ise dünyada ve âhirette onlara zarar verecek, iğrenç (zararlı) şeylerden onları “koruma haramı”dır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 214)
Soru: Yahudilere haram kılınanlar ile bize haram kılınanlar arasındaki fark nedir?

سورة النساء Ayetler 0 - 162

لَّٰكِنِ ٱلرَّٰسِخُونَ فِي ٱلۡعِلۡمِ مِنۡهُمۡ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ يُؤۡمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلِكَۚ وَٱلۡمُقِيمِينَ ٱلصَّلَوٰةَۚ وَٱلۡمُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ أُوْلَٰٓئِكَ سَنُؤۡتِيهِمۡ أَجۡرًا عَظِيمًا ١٦٢

Yüce Allah, ehl-i kitabın hatalarını anlattıktan sonra, onlardan, övgüyü hak edenleri de şöyle zikretti: (لكن الراسخون في العلم) “fakat içlerinde ilimde derinleşmiş olanlar,” yani ilmin kalplerine girdiği ve yakînin gönüllerinde yer ettiği kimselerdir. Bu (ilim ve yakîn) onlarda (بما انزل اليك و ما انزل من قبلك) “sana ve senden önceki indirilenlere” tam ve genel bir iman, sâlih amellerden de namazı ikame edip zekâtı verme meyvesi vermiştir. O ameller ki ibadet edilene ihlâsı, kullarına da ihsanı içerdiği için amellerin en faziletlileridir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 214)
Soru: İlimde derinleşmiş olanları, diğer âlimlerden nasıl ayırt edersin?