Kuran
ﮭ
ﱎ
ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ
ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ
ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ ﭸ ٥١ ٥١ ﭺ ﭻ ﭼ
ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ
ﮈ ﮉ ﮊ ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ
ﮒ ﮓ ٥٢ ٥٢ ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ
ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ
ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ
ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ﯗ ﯘ
ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ
ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ ﯫ
ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ ﯴ ﯵ ﯶ
ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ٥٣ ٥٣
ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ﰆ ﰇ ﰈ ﰉ ﰊ ﰋ ﰌ ٥٤ ٥٤
وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمٗا ٥١
(حليم) Yüce Allah’ın bu kavlindeki ilim sıfatının gelmesindeki münasebet açıktır. Halîmlik vasfının zikredilmesindeki hikmet ise Rasûlullah’ı ﷺ bu vasfa teşvik etmek içindir. (İbn Âşûr, 22/77)
Soru: Âyet-i kerîmenin halîmlik vasfıyla bitirilmesindeki hikmet nedir?
لَّا يَحِلُّ لَكَ ٱلنِّسَآءُ مِنۢ بَعۡدُ وَلَآ أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنۡ أَزۡوَٰجٖ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ حُسۡنُهُنَّ
Bu buyruk, amelleri mükâfatla karşılayan Allah’ın, Rasûlünün hanımlarına Allah’ı, Rasûlünü ve âhiret yurdunu tercih etmelerine karşılık bir mükâfatıdır. Yüce Allah onlara merhamet etmiş ve Rasûlünün artık onlarla yetinmesi gerektiğini beyan etmiştir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 670)
Soru: Âyet-i kerîmede dünyayı âhirete takdim etmeye teşvik vardır. Bunu nasıl anlarız?
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَدۡخُلُواْ بُيُوتَ ٱلنَّبِيِّ إِلَّآ أَن يُؤۡذَنَ لَكُمۡ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيۡرَ نَٰظِرِينَ إِنَىٰهُ وَلَٰكِنۡ إِذَا دُعِيتُمۡ فَٱدۡخُلُواْ فَإِذَا طَعِمۡتُمۡ فَٱنتَشِرُواْ وَلَا مُسۡتَـٔۡنِسِينَ لِحَدِيثٍۚ إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ يُؤۡذِي ٱلنَّبِيَّ فَيَسۡتَحۡيِۦ مِنكُمۡۖ
İbn Abbas h dedi ki: “Bu âyet-i kerîme Rasûlullah’ın ﷺ evinde yemek pişirilmesini gözetleyip hazır olmadan önce evine girenler hakkında nâzil olmuştur. Yemek pişirilene kadar oturur, yedikten sonra çıkmayıp beklerlerdi. Bunun üzerine kendilerine izin verilmediği sürece onun huzuruna girmeyip, yedikten sonra da ayrılıp gitmekle emrolundular.” Âlimlerden biri der ki: “Bu, Yüce Allah’ın işleri ağırdan alan (uzun oturanları) terbiye ettiği bir edeptir.” (İbn Cüzeyy, 2/194)
Soru: Bu âyetten istifade edilen ziyaret âdâbından biri nedir?
إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ يُؤۡذِي ٱلنَّبِيَّ فَيَسۡتَحۡيِۦ مِنكُمۡۖ وَٱللَّهُ لَا يَسۡتَحۡيِۦ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ
Şer‘î bir emir, terkinde zâhiren edep ve hayâ olduğu zannedilse bile mutlaka ama mutlaka yerine getirilmeli ve ona muhalif olan hususun edep ile ufaktan bir ilişkisinin dahi olmadığı kabul edilmelidir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 670)
Soru: Şeriatın insanlar için hak kıldığı bir şeyi insanlardan talep etmek edep ve genel ahlâk kurallarına aykırı mıdır?
وَإِذَا سَأَلۡتُمُوهُنَّ مَتَٰعٗا فَسۡـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابٖۚ ذَٰلِكُمۡ أَطۡهَرُ لِقُلُوبِكُمۡ وَقُلُوبِهِنَّۚ
Yani erkeklere, kadınlar hakkında, kadınlara da erkekler hakkında zihne gelen şeytanî düşüncelerden temizleme konusunda daha etkilidir. Çünkü görmek, kalbin bağlanması ve fitnenin gerçekleşmesine sebep olur. Bazı eserlerde şu ifade geçer: “Bakış, şeytanın zehirli oklarından bir oktur.” (Âlûsî, 11/248)
Soru: Erkek ve kadınların namahrem olan kimselere bakmalarının neticesi nedir?
وَإِذَا سَأَلۡتُمُوهُنَّ مَتَٰعٗا فَسۡـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابٖۚ ذَٰلِكُمۡ أَطۡهَرُ لِقُلُوبِكُمۡ وَقُلُوبِهِنَّۚ
Çünkü böyle bir ahlâk şüpheden daha uzaktır. Kişi şerre sevk eden sebeplerden uzak olduğu nispette selâmette olur, kalbi daha temiz olur. Bu sebeple Yüce Allah’ın birçok tafsilatını beyan ettiği şer‘î ilkelerinden biri de şerre vesile olacak, ön mukaddimesi mesabesinde olan tüm etkenlerin yasak olması ve elde edilen tüm imkânlarla uzak durulmasının meşru olmasıdır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 670)
Soru: Şeriatın hikmetlerinden biri de sadece haram olan şeylerin haram sayılmasıyla yeterli kalmaması, aksine bu haramlara götüren yolları ve sebepleri de haram kılmasıdır. Âyet-i kerîmeden yola çıkarak bu kaideyi açıkla.
ذَٰلِكُمۡ أَطۡهَرُ لِقُلُوبِكُمۡ وَقُلُوبِهِنَّۚ
(ذلكم اطهر لقلوبكم وقلوبهن) “Bu hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır:” İki grubun kalbi de takvâ ile temizlenmiştir. Ancak takvâ onları ismet derecesine ulaştırmadığı için Yüce Allah haramlara giden en zayıf sebepleri dahi keserek müminleri şeytanî düşüncelerden koruyarak ilâhî korumasıyla üzerinde bulundukları takvâlarının mertebesini arttırmak istemiştir. Aynı şekilde eşlerini Muhammed ﷺ için sabit olan ismet makamına yakınlaştırmak için bu buyruğu ifade buyurmuştur. Zira (الطيبات للطيبين) “Temiz olan kadınlar temiz olan erkekler içindir” âyetinin tecellisi olarak da Allah Rasûlü’nün eşlerinden -varsayım yoluyla dahi olsa- bu tür şeytanî düşünceler kaldırılmış olur. (İbn Âşûr, 22/91)
Soru: Kalplerin temizliği için en güzel yol nedir?