Kuran
ﮑ
ﰾ
ﭜ ﭝ ﭞ ﭟ ﭠ ﭡ
ﭢ ﭣ ﭤ ﭥ ﭦ ﭧ ﭨ ﭩ ﭪ ﭫ
ﭬ ﭭ ﭮ ﭯ ﭰ ﭱ ﭲ ﭳ ﭴ ﭵ ﭶ ﭷ
ﭸ ﭹ ﭺ ﭻ ﭼ ﭽ ﭾ ﭿ ﮀ
ﮁ ﮂ ﮃ ﮄ ﮅ ﮆ ﮇ ﮈ ﮉ ﮊ
ﮋ ﮌ ﮍ ﮎ ﮏ ﮐ ﮑ ٣ ٣ ﮓ ﮔ
ﮕ ﮖ ﮗ ﮘ ﮙ ﮚ ﮛ ﮜ ﮝ ﮞ ﮟ
ﮠ ﮡ ﮢ ﮣ ﮤ ﮥ ﮦ ﮧ ﮨ ﮩ
ﮪ ﮫ ﮬ ﮭ ﮮ ﮯ ﮰ ﮱ ﯓ ﯔ ﯕ ﯖ ٤ ٤
ﯘ ﯙ ﯚ ﯛ ﯜ ﯝ ﯞ ﯟ ﯠ ﯡ ﯢ
ﯣ ﯤ ﯥ ﯦ ﯧ ﯨ ﯩ ﯪ
ﯫ ﯬ ﯭ ﯮ ﯯ ﯰ ﯱ ﯲ ﯳ
ﯴ ﯵ ﯶ ﯷ ﯸ ﯹ ﯺ ﯻ ﯼ
ﯽ ﯾ ﯿ ﰀ ﰁ ﰂ ﰃ ﰄ ﰅ ٥ ٥
حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحۡمُ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلۡمُنۡخَنِقَةُ وَٱلۡمَوۡقُوذَةُ وَٱلۡمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسۡتَقۡسِمُواْ بِٱلۡأَزۡلَٰمِۚ
Şunu bil ki Yüce Allah, haramlarını, ancak kullarını korumak ve haramlardaki zararlardan onları himaye etmek için koymuştur. Kullarına bazılarını açıklarken bazılarını da açıklamamıştır. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 219.) Soru: İbadeti yerine getirmek için hikmetinin bilinmesi şart mıdır?
ٱلۡيَوۡمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمۡ فَلَا تَخۡشَوۡهُمۡ وَٱخۡشَوۡنِۚ
Yani; sizin için artık onlarla muvafakat ettiğinizi gösteren veya onlardan gizlenmenizi gerektirecek bir şey yapma hususunda bir özür kalmamıştır. Ben size haber veriyorum ki -siz ilmimin genişliğini biliyorsunuz- kâfirlerin kuvvetleri mahvoldu, himmetleri çöktü, cesaretleri kırıldı, azimleri zayıfladı ve dininizin meşalesinin yanıp her mecliste sesinin yükseldiğini gördükleri için sizi mağlup etmekten ve çeşitli hilelerle dinlerine meylettirmekten ümitlerini kestiler. (el-Bikâî, 2/392.)
Soru: Kâfirler İslâm dininden niçin ümitlerini kestiler?
ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينٗاۚ
Bu âyet inince Ömer h ağlamaya başladı. Nebî ﷺ, “Seni ağlatan nedir ey Ömer?” diye sordu. Ömer h, “Biz dinimizde ziyade üzereydik, artık kemâle erdi. Bir şey kemâle erdikten sonra ancak eksilir.” diye cevap verdi. Nebî ﷺ, “Doğru söyledin.” buyurdu. (el-Beğavî, 1/636.)
Soru: Bu âyeti tedebbür ettiği esnada Ömer’i h ağlatan husus neydi?
ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ
Bu sebeple Kitap ve Sünnet; dinî hükümlerde, asıllarında ve fürûunda tam mânasıyla yeterlilik göstermektedir. Akidesini ve ahkâmını öğrenme hususunda Kur’ân ve Sünnet dışında kelâm ve benzeri ilimlerin bilinmesi gerektiğini zanneden her kimse câhil olup bâtıl bir dava üzeredir. Dinin, kendi sözü ve davet ettiği şey ile kemâle ereceğini iddia etmektedir. Bu, Allah ve Rasûlüne yapılan en büyük zulümdür ve câhilliktir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 220.)
Soru: Kelâm ve benzeri ilimlere dalıp Kur’ân ve Sünneti ihmal etmek bid‘at ehlinin alâmetlerindendir. Âyetten yola çıkarak bunu açıkla.
وَمَا عَلَّمۡتُم مِّنَ ٱلۡجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُۖ
(تعلمونهن مماعلمكم ٱلله) “Allah’ın size öğrettiğinden öğretip” kavli ikinci bir hâldir. Keşşâf’ın müellifi der ki: “Hâlin tekrarı şunu ifade eder: İlim talebi için uzun mesafeler katetmek zorunda kalsa dahi her ilim talebesi; en mâhirinden, dirayeti en kuvvetli olandan ve ilmin incelikleri ile hakikatlerine en çok vâkıf olanlarından ilim almalıdır. İlmi ehlinden almayan nice kişi günlerini zayi edip ehliyle karşılaşınca parmaklarını ısırmıştır.” (İbn Âşûr, 1/354.)
Soru: İlmini ehlinden almayan kimsenin âkıbeti nasıl olur?
وَمَا عَلَّمۡتُم مِّنَ ٱلۡجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُۖ فَكُلُواْ مِمَّآ أَمۡسَكۡنَ عَلَيۡكُمۡ
Bu âyette, âlimin câhil karşısındaki faziletine delil vardır. Çünkü köpek dahi eğitim aldığı zaman diğer köpeklerden daha üstün olur. İlim sahibi insanların diğerlerinden faziletli olması evladır, özellikle bildiğiyle amel ediyorsa… (Kurtubî, 7/313.)
Soru: Âyetten yola çıkarak ilmin ve ilim ehlinin faziletini beyan et.
إِذَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ
Mehirlerin kadınlara izafe edilmesi, kadının bütün mihrine sahip olduğuna delildir. Hiç kimsenin bunda bir hakkı yoktur. Kocasına, velisine veya başkalarına kendi isteğiyle verir. (Tefsîru’s-Sa‘dî, 220.)
Soru: Âyet kadının mihrine tamamıyla sahip olduğuna nasıl delâlet etmiştir?